Her şeyi öğrendiği Clara bundan sonra onun okulu olmuştu. İşte bu zamanlarda Clara babasından gizli olarak satın aldığı esrarengiz olaylara dayanan hikaye kitaplarını ona okur, birlikte Thames Nehri civarındaki ıssız sokaklarında ve suç işleme olasılığı yüksek kenar mahallerinde dolaşırlardı. Bu arada pek çok polisiye olaya tanıklık etmişlerdi. Edgar Wallace’nin yazdığı hikayelerinde bu dönemin büyük etkisi olduğunu düşünüyorum. Okulunu bıraktıktan sonra başta balıkçılık ve gazete satıcılığı olmak üzere pek çok işe girdi, çıktı. Ordu da görevli olarak Güney Afrika’ya gitti. Bu dönemde yazdığı şarkı sözlerini satıp az miktarda bir gelir de elde ediyordu. Ordudan ayrıldıktan sonra Güney Afrika’da yayınlanan bir gazeteden yüksek maaşlı genel yayın müdürlüğü teklifini alınca bunu hemen kabul etti. Bu dönemler de at yarışlarına merak sardı. Yarışlarda pek çok para kaybetmesi onu büyük bir borç batağına sürükledi.
Wallace, Transuvaal’den altın madenlerinin çalıştırılması için gizlice verilen devlet kredilerini açıklayan bir yazı nedeniyle gazete sahibiyle tartışmaları sonucunda gazetede ki görevinden istifa edip, bu ülkeyi terk etti. İngiltere’ye döndükten sonra Daily Mail gazetesinde muhabirliğe başlamasına rağmen Güney Afrika’da ki alacaklıları adresini bulmuş, alacakları konusunda onu sıkıştırmaya başlamışlardı. Bu arada İngiltede ki yaşamı sırasında da kumar alışkanlığı yüzünden pek çok kişiye borçlanmıştı. Tüm bu yüklerden kurtulmak için yazar olmaya karar verdi ve ilk romanı olan ‘The Four Just Men’ adlı polisiye kitabını yazdı. Kitap büyük bir başarı elde etmesi sonucunda borçlarının büyük bir kısmından kurtuldu. Bundan sonra hızlı bir şekilde kitap yazmaya devam etti.
Yaratıcı gücü ve romanlarda ki kurgusu inanılmazdı. Kitaplarının ilk sayfasını kendi el yazısı ile yazar, kalan kısmını sekterine daktilo ile yazdırırdı. Bir keresinde cuma günü yazmaya başladığı bir kitabı Pazar günü bitirdiği bilinir. Diğer bir sefer de üç sekreterle aynı anda çalışarak üç gün içerisinde bir roman, bir tiyatro eseri ve bir çok kısa hikaye ve makale yazdı. Polisiye gerilim tarzın da olan sahne eserleri de ilgiyle izleniyordu.
Londra’nın değişik tiyatrolarında aynı anda gösterimde olan oyunları vardı. Romanları ve tiyatro eserleri İngiltere’de olduğu kadar Almanya’da büyük ilgi gördü.
Kitapları daima best seller listesindeydi. Kitaplarını bir kere yazdıktan sonra bir daha okumazdı. King Kong serisininde yaratıcısıdır. Bu filmlerin senaryolarını bizzat kendisi yazmıştı. Günde üç, dört paketi bulan sigara alışkanlığı vardı. Şeker hastası olmasına rağmen gün içerisinde pek çok bol şekerli çay içerdi. Odasının aşırı sıcak olmasını ister, o şartlar altında eserlerini yazardı. Bazı eserlerinde kendi yaşamından izler görmek mümkün.
Takıntı adlı eserinde, polisiye ve gerilim romanları yazan bir yazarın tekin olmayan bir kişiden borç alması ve borç aldığı kişinin öldürülmesi sonucunda tek sanık olarak gösterilen bir yazarın hikayesini anlatır.
Borçlarının yarattığı stress, sağlığına dikkat etmemesi, bol miktarda sigara içmesinin yarattığı olumsuz koşulların vücut direncini düşmesi sonucunda Zatürre hastalığına yakalanarak ABD California’da 10 şubat 1932 yılında 57 yaşında öldü. Agahta Cristie ve Arthur Conan Doyle ile aynı dönem yazarı olmasına rağmen hikayeleri bu yazarlardan daha fazla ilgi gördü. Kitapları dünyada elli milyondan fazla sattı. Yazdığı 170 kadar polisiye romanın 150 tanesi filme çekildi. Bazı eserleri özellikle Almanya’da televizyon dizilerine konu oldu. Çok para kazanmasına rağmen tüm parasını savurganlıkla harcadı. Borç, sıkıntı ve yalnızlık içerisinde öldü.
Türkçeye çevrilmiş başlıca eserleri: Şüphe, Gizemli ev, Sarı yılan, Çaylak, Parmak izi, Sürgün, Temas, Gölge, Kusursuz, Adaletin dört gözcüsü, 13.Oda, Takıntı, Cinayet defteri, 7 Kilitli kapı
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder